Alınan o sterlinlere ilişkin Denktaş belgesi

Maraş üzerinden, talan edilmiş vakıf mallarını gündeme getiren şu güncel açılım, UBP – HP koalisyonunun oluşturduğu Ersin Tatar Hükümeti’nin ilk sansasyonel girişimi oldu…    Olayın esası özetle şudur: Türkiyeli uzmanların yerel yetkililerimizle birlikte uzun süren bilimsel çalışmalar sonucunda ortaya çıkardıkları belgeler topluluğu baz alınarak Maraş’ta yeni bir envanter çalışması başlatılacak…    “Maraş’ta envanter çalışması zaten yapılmıştır” iddiasında olanlar var… Ama daha önceki çalışmaların hiçbiri ortaya çıkarılan yeni belgeler ışığında yapılmadı…    UBP – HP Hükümeti’nin tabii ki bu envanter çalışmasıyla yetinmemesi ve açılımı hukuksal alanda, Kıbrıs sorununa ilişkin müzakere masalarında ve tartışma platformlarında daha ileriye taşıması gerekir… Aksi takdirde hem UBP’yi ve hem de HP’yi yıpratmak isteyenlere tepe tepe kullanılacak bir koz verilmiş olacak… Bu konuda şimdiden başlatılan karşıt kampanyalar Maraş açılımında bir başarısızlık ya da U dönüşü görülmesi halinde, gerek UBP’yi ve gerekse HP’yi bekleyen siyasal depremin göstergesi olarak da algılanabilir…    Şu 1960’ta adanın egemenliği Kıbrıs ortaklık cumhuriyetine geçerken Kıbrıs Türk halkının liderleri Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Denktaş’ın İngiltere’den alınan 1 buçuk milyon sterlin karşılığında gasp edilmiş vakıf mallarından feragat ettikleri iddiası… Sürdürülen karşıt kampanyanın ısrarlı vurgularından biri de bu… O iddianın belgesi olarak da ortaklık cumhuriyeti anayasasının eklerinden Appendix U ileri sürülmektedir… Gerçek dışı iddia tabii ki öyle bir şeyi asla yapmamış olan Dr. Küçük’le Denktaş’ın aziz ruhlarını taciz edecek niteliktedir...    Özellikle hukukçu lider Rauf Denktaş ölümünden önce bu iddiaları çürüten açıklamalarda bulunmuş, hatta makaleler de yazmıştır… Gelgelelim “toz duman içinde ferman okunmaz” gibi bir atmosferle karşı karşıya bırakılmak isteniyoruz…

Bu iddianın öznesi olan Rauf Denktaş İstanbul’daki “Yeniçağ” gazetesinin 28 Mayıs 2009 tarihli sayısında “Vakfedilmiş Emlak ve 1960 Antlaşmaları” başlıklı bir makale yayımlar… Kafalardaki pek çok soruya yanıt getiren ayrıntıları içeren makaleden bir pasajı sunuyorum: “…1960 Antlaşmalarına son nokta konulurken İngiliz Hükümeti yeni doğacak Kıbrıs Cumhuriyeti’ne sanırım 12 milyon sterlin bir yardım yapmayı kabul etmişti. Rahmetle andığımız liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ün girişimleri ile Türk Cemaat Meclisi’ne de bir milyon beş yüz bin sterlin bir bağış yapıldı. Bağışın nerelere harcanacağı kalem kalem‘EU’ denilen ekte ve ‘Türk cemaatine mali yardım’ başlığı altında verilmektedir. Karşılıklı mektuplar halinde oluşan bu antlaşmanın giriş kısmında yardımın maksadı ‘Eğitim, vakıf malların inkişafı, Türk Cemaat Meclisi’nin yetkisine giren kültürel ve benzeri maksatlar’ olarak belirlenmiştir. Üçüncü paragrafta da Evkaf Yüksek Konseyi dahil Türk cemaatinin İngilizlerden ‘Kıbrıs’taki idareleri veya Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu nedeniyle tazminat istenmeyeceğinin teyidi’ istenmektedir.    EU ekinin başlığından ve içeriğinden de görüleceği gibi verilen para yardımdır, tazminat değildir… Hele ‘satılması, el değiştirmesi, hibe yolu ile elden çıkarılması’, Evkaf’la ilgili temel yasaya göre mümkün olmayan bu konuda’ alınan yardım İngilizlerin keyfî şekilde, babalarının malıymış gibi, Rum okullarına, şahıslara, kiliselere hibe ettikleri mallara karşılık tazminattır’ demek kabul edilemez bir değerlendirmedir. Böyle bir değerlendirmenin hukuken de geçerliliği olamaz… Çünkü İngilizlerin böyle bir hakları yoktu. İngiliz’den, belirlenmiş maksatlar için yardım alan (tazminat değil) bizlerin ise bu yardımı, listelenmemiş emlakin tazminatı olarak kabul edip bu emlakten vazgeçmek hakkımız hiç yoktu.    İngilizlerin, kendilerini ileride herhangi bir şekilde her hangi birileri veya herhangi bir makam tarafından açılabilecek tazminat davalarına karşı korumak için EU’ya koydukları bir paragrafı, bu belgede belirlenmemiş Vakıf emlake yapılan zarar için alınan tazminat olarak yorumlamak için Vakıflar’la ilgili mevzuatı ve Kıbrıs’ın tarihini bir yana itmek gerekir… Ki bunu, ancak İngiliz’den Evkaf malını zamanında gasp etmiş Rumların avukatları yapabilir…”    Denktaş’ın o makalesi “Vakıf arazi Allah’a emanet edilmiştir. Kimse buna tecavüz edemez. Aradan yıllar geçse de Allah’a emanet edilmiş olan emlaki gasp etmiş olanlardan bunun hesabı sorulur” tümcesiyle noktalanır... Gerekirse o makalenin tümünü de yayımlayabilirim…   

“Feragatname belgesi” olarak takdim edilmek istenen şu meşhur Appendix U’nun Denktaş’ın atıfta bulunduğu gerçeklere değinen bölümlerini ise aşağıda Türkçe ve orijinal İngilizce dillerinde aynen sunuyorum… Bakınız bakalım bu satırlarda feragat iddialarını doğrulayan tek sözcük var mıdır:    “Sizden talep eder ve teyidini isterim ki, Türk Toplumu, ki buna Evkaf Yüksek İdaresi de dahildir, Birleşik Krallık hükümetine veya Kıbrıs Koloni hükümetine karşı herhangi bir maddi talepte bulunmayacaksınız. Kıbrıs’ın İdaresi veya ondan kaynaklanan hususlardan dolayı veya Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması ile ilgili olarak ve bundan sonra da Türk Toplumu adına böyle bir talep yapılmayacaktır. Burada yazılanlar Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması ile ilgili Temmuz 1960’ta Lefkoşa'da imzalanan Appendix E şartlarına etkisi olmayacaktır…”    “I also have to request your confirmation that theTurkish community, including the High Council of Evcaf, haven ofinancial claims against the Government of the United Kingdom, or against the Government of the Colony of Cyprus, arising or purporting to arise out of or in connexion with either the administration of Cyprus or the establishment of the Republic of Cyprus or otherwise, and that no such claims will be made here afterby or on behalf of theTurkish community. It is understood that this paragraph shall not affect the provisions, on it sentryin to force, of the Treatyconcerning the Establishment of theRepublic of Cyprus initialled at Nicosia on the of July, 1960, and in particular the provisions of Annex E thereto…”

Yazımı Rauf Denktaş’ın tarihten gelen şu vurgusu ve uyarısıyla noktalıyorum: “…Ki bunu, ancak İngiliz’den Evkaf malını zamanında gasp etmiş Rumların avukatları yapabilir…”


KAYNAK: Kıbrıs Gazetesi – Ahmet Tolgay (09.07.2019)

 


Anasayfa

Haberlere Geri Dön