haber325-1

Her ülkenin ve şehrin bir kimliği vardır. Kıbrıs da çok köklü bir tarih ve kültüre sahip. Ancak bu zenginlik görmezden gelinip eğlence sektörü ile anılıyordu nicedir. Bu durumdan rahatsız olan Kıbrıs, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Alternatif Rota ‘Vakıf Şehir: Lefkoşa’ projesini hayata geçiriyor. 28 rotadan oluşan bu yeni kültür turu projesinin ilk ayağı geçtiğimiz günlerde tanıtıldı.

GİZEM TÜMBAY KOÇAK


Geçtiğimiz hafta birçok kültürün zengin mirasını barındıran Kıbrıs’taydık. Sadece eğlence sektöründen ibaret olmadığını vurgulamak isteyen ülke, tarihi ve kültürel alanlarına dikkat çekmek için yeni bir projeye imza attı. Kıbrıs adasındaki Osmanlı kültür varlıklarının görünürlüğünü artırmak ve vakıf medeniyetinin kitlelere tanıtılmasını sağlamak amacıyla geliştirilen Alternatif Rota ‘Vakıf Şehir: Lefkoşa’ projesi, Kıbrıs’ın tarihi ve kültürel noktalarını bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kıbrıs Vakıflar İdaresi ortaklığında ve KITSAB, KITREB işbirliği ile oluşturulan projenin ilk ayağı, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, KKTC Başbakanı Tufan Erhürman, TC. Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu ve Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem’in de katılımıyla hayata geçti. Vakıflar Genel Müdürlüğü Osmanlı vakıflarının bulunduğu coğrafyada restorasyonlar gerçekleştiren ve vakıf hizmetlerini bu coğrafyaya da ulaştıran bir kurum. Genel Müdürlük yalnızca Türkiye’de değil, bugün ülke sınırları dışında kalıp Osmanlı coğrafyasında inşa edilmiş vakıf eserlerini de restore ediyor. Alternatif Bir Rota “Vakıf Şehir: Lefkoşa” projesi de Kıbrıs’ta bugüne kadar es geçilen tarihi yerleri gün yüzüne çıkarmayı ve tanıtmayı hedefliyor. Oluşturulan rotada ağırlıklı olarak vakıf kültür varlıkları yer alıyor. Ancak Kıbrıs’ta iz bırakmış diğer medeniyetlere ait lokasyonları da içinde barındırıyor. Yeni bir rota haline gelen bu proje, Kıbrıs’ı eğlence ve turizm sektörünün dışında, tarihi güzellikleriyle de tanıtacak yeni bir kültür turu olarak karşımıza çıkıyor. Toplam 28 rotadan oluşan Vakıf Şehir: Lefkoşa turunda, Selimiye Camii, Mevlevihane Müzesi, Lüzinyan Sarayı, Venedik Sütunu, Büyük Hamam, Bedesten, Büyük Han ve Kumarcılar Hanı, Arabahmet Camii ve Ermeni Kilisesi gibi tarihe tanıklık etmiş birçok güzergah bulunuyor.

haber325-2

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu Gizem Tümbay Koçak’a Vakıf Şehir Lefkoşa projesinden bahsetti.

VENEDİK SÜTUNU

Sarayönü, eski adıyla Konak günümüzdeki adıyla Atatürk Meydanı, Luzinyanlar tarafından yaptırılmış, Venedikliler tarafından kullanılmış. Osmanlı paşasına da ikametgah olan eski sarayın burada bulunması nedeniyle halen Sarayönü diye bilinen meydanda Kıbrıslıların Dikilitaş diye adlandırdıkları Venedik Sütunu bulunuyor. 

ERMENİ KİLİSESİ

13. yüzyılda Gotik tarzda inşa edilmiş olan bu yapı, Kutsal Bakire Meryem’e adanmış olup, Kıbrıs’ın Osmanlılar tarafından fethinden sonra Ermeni kilisesine dönüştürülmüş.

ARABAHMET CAMİİ

Osmanlı-Kıbrıs sivil mimarisinin en güzel örneklerindendir. Konak, 19. yüzyıl sonlarında Zaman Gazetesi’ni yayımlayan Tüccarbaşızade Hacı Ahmet Derviş Efendi’ye aitti. Yılların getirdiği tahribat sonucu yıkılma tehlikesi geçiren bina, 1979 yılında Eski Eserler ve Müzeler Dairesi tarafından kamulaştırılarak Etnografya Müzesi haline getirildi. Günümüze köklü bir tamirat geçirerek gelen müzede Kıbrıs Türklerinin gündelik yaşamına ait objeler ile Kadı Ali Rıfat Efendi’nin resmi kadılık cübbesi sergileniyor. 

BÜYÜK HAMAM

İlk yapıldığı yıllarda özellikle Alanyalı tüccarlara hizmet verdiği için Alanyalılar Hanı olarak bilinen Büyük Han, daha sonra inşa edilen Kumbaracılar Han’ı ile kıyaslandığından  dolayı Büyük Han adını aldı. Kıbrıs’a tayin edilen ilk beylerbeyi Muzaffer Paşa tarafından 1572 yılında yaptırılmıştır. Hamam, Bursa’daki Koza Han’a benzetilir. İngiliz koloni yönetiminde fakir Türk ailelerinin yerleşimine sunulan han, birçok kez restorasyon gördü. Han, zaman zaman da hapishane ve ambarlar kompleksi olarak da görev yapmıştır.

haber325-3

GİRNE KAPISI

Venedik Dönemi’ndeki adı Porta del Provveditore (askeri yönetici), Osmanlı Dönemi’ndeki adı Edirne Kapı ya da Girne Kapısı, Venedik Dönemi’ndeki adı ise Porta Santa Domenico’ydu. Kapının kuzey tarafında Mevlevi Şeyhi Hattat Feyzullah Dede tarafından 1821 yılında yazılmış Fetih Suresi’nden bir ayet yer alıyor. 

MEVLEVİ TEKKESİ

Fetihten itibaren Kıbrıs’ta varlığını sürdüren Mevlevilik, son şeyh Selim Dede’nin 1954 yılındaki vefatından sonra tarihe karıştı. 17. yüzyılda Emine Hatun tarafından vakfedilen arazi üzerine inşa edilmiş, kalın duvarlı, özgün kitabeli, Osmanlı işi pencere şebekelerine sahip Mevlevi Tekkesi, 1964 yılında Türkiye’den gelen müzecilik uzmanı Mehmet Önder ve Kıbrıslı ressam Cevdet Çağdaş tarafından Kıbrıs Türk Etnografya Müzesi adıyla ziyarete açıldı.

SARAYÖNÜ CAMİİ

İngiliz mimar Fenton Atkinson’un 1900 yılında çizdiği Kuzey Afrika İslam tarzına uygun olarak 17. yüzyıl sonunda Kıbrıs Valisi Ali Paşa tarafından yaptırılmış ve yıkılmış olan caminin yerine inşa edilmiştir. 

BEDESTEN (SAINT NICHOLAS KİLİSESİ)

Selimiye Camisi’nin hemen yanında yer alan yapının ilk inşaatı, 6. yüzyıla ait bir bazilikanın Bizans Dönemi’nde kilise haline getirilmesi ile başlamıştır. İngiliz Saint Nicholas Katolik Klisesi, 13. yüzyılda buradaki bazilika üzerine yapıldı. Luzinyanlar Dönemi’nde mevcut yapıya gotik mimari elemanları eklenerek genişletildi ve eser günümüze kadar geldi. 

OSMANLI KÜLTÜR MİRASI DAHA ÇOK GÖRÜNÜR KILINACAK

Vakıf Şehir Lefkoşa tur programının açılış töreninde konuşan Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Bundan sadece 150 yıl kadar önce topraklarının yüzde 14’ü vakıf mülkü olan Kıbrıs’ta ecdadımızın asırlar boyunca nadide bir nakış gibi işlediği muhteşem vakıf eserlerinin gelecek nesillere tanıtılması ve turizm destinasyonları haline getirilerek yavru vatanımızın ekonomisine de destek olmayı amaçladığımız projemizi hayata geçiriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Sayın Başbakanımızın öncülüğünde vakıf medeniyetini ihya etmek en temel hedeflerimizden birisidir” dedi.

AYASOFYA (SELİMİYE) CAMİİ

Kıbrıs adasının en önemli anıtlarından biri olarak kabul edilen Lüzinyan krallarının taç giyme mekânı olarak bilinen Lefkoşa Ayasofya’sı, Gazi Mağusa’daki Lala Mustafa Paşa Camii ile birlikte Erken Gotik döneminin dünya üzerinde korunabilmiş en önemli iki örneğinden biri. Lefkoşa Ayasofya’sı, II. Selim tarafından camiye çevrilerek vakfedilmiş. Vakıf sistemi koruması altında yüzlerce yıl ayakta kalmış olan Ayasofya (Selimiye) Camii günümüzde de ibadete açık. 

KAYNAK: Star – 21.04.2018

Anasayfa

Haberlere Geri Dön