Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter, ellerinde bulunan tapulara göre Maraş’ın tümünün 3 vakfa ait olduğunu bir kez daha gündeme getirdi.

Haber212

Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter, Kapalı Maraş’ın yeniden iskana açılması konusundaki tartışmaların yeniden  doruğa çıktığı bu günlerde Yeni Bakış’a çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter, ellerinde bulunan tapulara göre Kapalı Maraş’ın 3 vakfa ait olduğunu vurgulayarak, “Bu vakıflar Lala Mustafa Paşa Vakfı, Abdullah Paşa Vakfı ve Bilal Ağa Vakfıdır. Kapalı Maraş yüzde yüz vakıf malıdır. 1878’de Kıbrıs Osmanlılar tarafından İngilizlere kiralandığında, İngilizler vakıf mallarını, vakıf kanunlarına göre idare edeceklerine dair imza atmışlardır. Vakıf kanunları da vakıf mallarının herhangi bir şekilde herhangi bir nedenden dolayı başka birinin üzerine devredilemeyeceğini, hediye verilemeyeceğini ve hibe edilemeyeceğini belirtmektedir. İngilizler bu kanunları kabul ettiklerine dair 1878’de Osmanlı ile bir anlaşma yapmıştır. Aynı şekilde Lozan’da yapılan anlaşmada ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken de yine vakıf mallarının vakıf kanunlarına göre korunacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla biz Vakıflar İdaresi olarak 1878’den sonra herhangi bir vakıf malının başka kimseler üzerine geçirilmesini kabul etmiyoruz. Çünkü Vakıf ve Uluslararası kanunlara aykırıdır” dedi.

“Yüzde yüz vakıf malıdır”Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter, ellerinde bulunan tapulara göre Kapalı Maraş’ın 3 vakfa ait olduğunu vurgulayarak, “Bu vakıflar Lala Mustafa Paşa Vakfı, Abdullah Paşa Vakfı ve Bilal Ağa Vakfıdır. Kapalı Maraş yüzde yüz vakıf malıdır. 1878’de Kıbrıs Osmanlılar tarafından İngilizlere kiralandığında, İngilizler vakıf mallarını, vakıf kanunlarına göre idare edeceklerine dair imza atmışlardır. Vakıf kanunları da vakıf mallarının herhangi bir şekilde herhangi bir nedenden dolayı başka birinin üzerine devredilemeyeceğini, hediye verilemeyeceğini ve hibe edilemeyeceğini belirtmektedir. İngilizler bu kanunları kabul ettiklerine dair 1878’de Osmanlı ile bir anlaşma yapmıştır. Aynı şekilde Lozan’da yapılan anlaşmada ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken de yine vakıf mallarının vakıf kanunlarına göre korunacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla biz Vakıflar İdaresi olarak 1878’den sonra herhangi bir vakıf malının başka kimseler üzerine geçirilmesini kabul etmiyoruz. Çünkü Vakıf ve Uluslararası kanunlara aykırıdır” dedi.

Kapalı Maraş’ın yüzde yüzünün vakıf malı olduğunun altını çizen Benter, “Kapalı Maraş’taki vakıf arazileri sonradan Rumların üzerine geçirilmiştir, fakat bu kanuna aykırıdır. Dolayısıyla bu yerler Vakıf malı olarak tekrar kullanılmalıdır. Hem Vakıf kanunlarına göre, hem de uluslararası kanunlara göre de Kapalı Maraş’taki yerler vakıf malıdır ve yapılan yanlış işlemler kabul edilemez. Dolayısıyla Vakıflara geri iade edilmesi şarttır” şeklinde konuştu.

“Açılırsa, hakiki sahiplerine geri verilmelidir”

Benter, sözlerine şu şekilde devam etti; “Kapalı Maraş’ın açılması yetkililerin vereceği bir karardır. Ama Maraş açılmaya karar verilirse hakiki sahipleri olan Abdullah Paşa Vakfı, Lala Mustafa Paşa Vakfı ve Bilal Ağa Vakfına geri iade edilmesi gerekmektedir.”

“Uluslararası mahkemede de kanıtlayabiliriz”

Bir İngiliz Tapusunu örnek göstererek Vakıf mallarının satılıp, hediye edilmesini örnekleyerek anlatan Benter; “İngiliz Tapusunda Kapalı Maraş’taki A 223 numaralı parselin koçanında mal sahibi olarak Abdullah Paşa Vakfına ait olduğunu göstermektedir. Tapu çok net bir şekilde gösteriyor ki daha sonra bu parsel çeşitli yıllarda birilerine satıldı ve son olarak da hediye olarak verildi.  Tapuda görülen son “sahibi” ise şimdi bu yerin kendi malı olduğunu iddia etmekte ve bu yeri geri istemekte, hatta tazminat istemektedir. Ama bu tapu açık ve net olarak gösteriyor ki bu yer bir vakıf malıdır ve vakıf malı da satılamaz, hediye edilemez diye açıkça kanunlarda belirtilmiştir. Elimizde bu yerlerin vakıf malı olduğuna dair tapularımız vardır ve gerek Kıbrıs’ta, gerekse uluslararası mahkemelerde bu malların vakıf malı olduklarını kanıtlayabiliriz” diye konuştu.

“424 bin belge ve fotoğraf var”

Yeni  bir çalışma yaptıklarına atıfta bulunan Benter; “Bu çalışmada 1571’den 1974’e kadar bütün Vakıf Mallarının incelemesi yapıldı. 2 bin 443 kütük defteri, 13 bin dosya ve 8 milyon belge incelendi. Bu incelemelerden 20 Milyon veri çıkartıldı ve bu incelemelerin hepsi bilgisayar ortamına geçirildi. Herhangi biri bize Maraş veya başka bir yerdeki parselden bahsettiğinde bilgisayara girerek o parselin zaman içerisinde hangi işlemlerden geçtiğini görebiliriz. Bu dijital ortamda 424 bin belge ve fotoğraf içeren bin 744 gigabyte bilgi var.”

“Maraş’ın vakıf malı olduğuna dair mahkeme kararı var”

Benter, sözlerine şu şekilde devam etti; “Kapalı Maraş içinde 1974’den sonra şans eseri bir binada vakıf mallarının kütükleri bulundu. Mağusa Kaza Mahkemesi bu kütükleri inceleyerek, 2002 ve 2005’de tespit kararı aldı. Mahkemenin aldığı karar Kapalı Maraş’ın Vakfın Malı olduğunu söylemektedir. Buna ilaveten Aralık 2016’da 3 yargıçlı Yüksek İdare Mahkemesi bir karar alarak Mağusa Kaza Mahkemesinin Kapalı Maraş’ın Vakıf Malı olduğuna dair kararını onayladı ve tescil etti. Bunun yanında İçişleri Bakanlığı’na bağlı Tapu Dairesi ile çalışarak tapularda yapılan yanlış işlemleri düzeltmeye çalışıyoruz. Atalarımız mallarını topluma faydalı işler yapılsın diye vakfetmiştir. Vakıflar İdaresi olarak bizim bu noktada isteğimiz vakıf mallarından 5-10 kişi zengin olmasın, bunların Rum, Türk veya İngiliz olması da bizim için önemli değildir. Bizim için önemli olan Vakıf Mallarına sahip çıkarak toplumun faydasına kullanmaktır. Vakıfların amacı toplumun ihtiyaçlarına göre fakirlere, engellilere ve yaşlılara sahip çıkmak ve diğer problemlere çözüm bulmaktır. Kapalı Maraş’taki vakıf mallarına da, diğer vakıf mallarına da elimizdeki delileri kullanarak sahip çıkacağız.”

“Toplumda yanlış bir algı var”

Toplum içinde yanlış bir algı olduğuna dikkat çeken Benter, “1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken İngiliz İdaresi, Dr. Küçük ve Rauf Denktaş’a 1 buçuk milyon sterlin para vermişti. Bu paranın verilme sebebi ile ilgili toplumda çok yanlış bilgiler dolaşmaktadır. Vakıf malları 1940’larda İngilizlerin idaresinde olduğu için kira bedellerini de onlar kararlaştırıyordu. Uzun seneler İngiliz İdaresi vakıf mallarının kiralarını çok düşük tuttu. O zamanlar da Türk toplumunun binalarının (okullar, hastaneler, camiler, vb) tamirleri gibi birçok ihtiyacını da vakıflar karşılardı. İngiliz İdaresi kiraları çok düşük tutuğu için de gelirler yetersiz kaldı ve Türk bölgeleri bakımsız kaldı. İngilizler kiraların düşük tutmaları sebebi ile hata yaptıklarını kabul ederek bunu telafi etmek ve tamirleri yapması için Türk Yönetimine 1 buçuk milyon sterlin bir para verdi. Söz konusu imzalanan metin ise 1960 anlaşmasında ‘Appendix U’ diye geçmektedir ve bu paranın ne olarak verildiği de metin içerisinde yer almaktadır. Toplum içindeki bu para ile ilgili yanlış algı ise, verilen paranın gasp edilen Vakıf Mallarının için verildiği ve o malları geri alamayacağımız yönündedir” dedi.

“Dr. Küçük ve Rauf Denktaş’ın mallardan feragat etme hakkı yoktu”

Oluşan algının saçma  olduğunu belirten Benter, “Uluslararası Hukuka göre Dr. Küçük veya Rauf Denktaş’ın gasp edilen vakıf mallarından feragat edebilme gibi bir hakkı yoktu ve onlar da böyle bir iddiada bulunmadılar. Bunun yanında paranın neden verildiği de yazılmıştır. 1960 anlaşmasının hiçbir yerinde biz parayı veriyoruz vakıf mallarında artık hak iddia edemezsiniz diye bir madde geçmemektedir. Bu antlaşmanın birinci maddesi “Kira kontrolü yüzünden zarar gören vakıf binalarının umumi tamiri ve yenileştirilmesi” diyor. 1960 anlaşmasında bu konu ile ilgili belirtilen tek şey kiranın düşük olması sebebi ile oluşan zararla ilgili Türklerin İngilizlerden 1 buçuk milyon sterlinden daha fazla para isteyemeyeceği yazmaktadır. 1960 anlaşmasının ‘Annex E’ ekinde ise kaybedilen mallarla ilgili hak arayabileceğimiz belirtilmektedir.”

“İngilizler vakıf mallarının hakiki sahibinin Evkaf olduğunu kabul etti”

Benter, sözlerine şu şekilde son verdi; “1940’larda İngilizler Vakıf İdaresine “vakıf mallarının kira bedellerini kiracılardan almayın biz İngiliz İdaresi olarak her sene size o malların kiralarını ödeyeceğiz” diyerek senelerce o kira bedellerini vakıflara ödedi. Hatta 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti kurulunca İngiliz İdaresinin sorumlulukları Kıbrıs Cumhuriyetine geçtiği için aynı paraları Kıbrıs Cumhuriyeti de 1960, 1961 ve 1962’de ödemeye devam etti. 1963 olaylarından sonra ise bu ödemelerden vazgeçildi. Bu da İngilizlerin ve Kıbrıs Cumhuriyetinin o malların vakıf malları olduğunu kabul ettiğini gösteriyor.” İngiliz İdaresi Maraş gibi yerlerde arazilerin üzerine bina yapanları sadece kiracı olarak görüyordu.

Kaynak : 09/08/2017 Yeni Bakış Gazetesi

Haberlere Geri Dön

Anasayfa