Çevreyi Güzelleştiren Vakıf.

Güneş boğazın karşısındaki tepelere doğru inmeye başlamıştı. Sultan 2. Selim otağ-ı Hümayunu önünde dinlenmekteydi. Kendisine sunulan meyve tabağındaki kayısılar, çavuş üzümleri, kara dutlar öyle güzel duruyordu ki, sultan dayanamadı.

-Ne güzel meyveler bunlar? Hangi Bağdan, Hangi bahçedendir?

Hizmetli destur isteyip cevap verdi:

-Hocamız Cafer Çelebi’nin Üsküdar’daki bağındandır sultanım. Padişah sol eliyle tuttuğu irice bir üzüm salkımından ikişer ikişer kopartıp ağzına götürmeye başladı ve “Maşallah! Ne güzel bahçıvanmış” diye hoşnutluğunu dile getirdi. Ünlü şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin kuzeni olan Cafer Çelebi, bu memnuniyeti işittiğinde Üsküdar’daki bahçesinde dostlarıyla sohbette idi. Çok sevindi. Dediki maiyetindekilere:

-Madem Ki padişahın dahi hoşuna gidecek güzellikte bir bağımız-bahçemiz vardır… Bu güzellikler bizden sonra da harap olmamalıdır.

-Ne emir buyurursunuz Çelebim, dendiğinde cevabı “Bir vakıf kurmak lazım” olmuştu. Öyle ya: ağaçlar, çiçekler de birer canlıydı. Onlar dünyanın süsleriydi. Bu düşüncelerle kurduğu vakfın senedine şunları yazdırdı: “Bağcılıktan iyi anlayan bir bahçıvan bulunacak. Bahçelerin bakım ve korunmasına mükemmelen yapacak; ücreti de bahçenin bakım masrafları istavroz köyün’deki iki evin kirasıyla meyve ve çiçeklerden elde edilen gelirden karşılanacak. Ve… Cafer Çelebi Efendi vakfı 1569 yılında İstanbul’da kurulmuş: bağlara, bahçelere; ağaçlara ve çiçeklere yani çevreye hizmet eden ve bu güzel hizmeti diğer insanlara da hatırlatan bir vakıf olarak unutulmamış, adını günümüze kadar taşıyabilmiştir.

26.11.2021

haber1364


Anasayfa

Haberlere Geri Dön

Çevreyi Güzelleştiren Vakıf.

Güneş boğazın karşısındaki tepelere doğru inmeye başlamıştı. Sultan 2. Selim otağ-ı Hümayunu önünde dinlenmekteydi. Kendisine sunulan meyve tabağındaki kayısılar, çavuş üzümleri, kara dutlar öyle güzel duruyordu ki, sultan dayanamadı.

-Ne güzel meyveler bunlar? Hangi Bağdan, Hangi bahçedendir?

Hizmetli destur isteyip cevap verdi:

-Hocamız Cafer Çelebi’nin Üsküdar’daki bağındandır sultanım. Padişah sol eliyle tuttuğu irice bir üzüm salkımından ikişer ikişer kopartıp ağzına götürmeye başladı ve “Maşallah! Ne güzel bahçıvanmış” diye hoşnutluğunu dile getirdi. Ünlü şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin kuzeni olan Cafer Çelebi, bu memnuniyeti işittiğinde Üsküdar’daki bahçesinde dostlarıyla sohbette idi. Çok sevindi. Dediki maiyetindekilere:

-Madem Ki padişahın dahi hoşuna gidecek güzellikte bir bağımız-bahçemiz vardır… Bu güzellikler bizden sonra da harap olmamalıdır.

-Ne emir buyurursunuz Çelebim, dendiğinde cevabı “Bir vakıf kurmak lazım” olmuştu. Öyle ya: ağaçlar, çiçekler de birer canlıydı. Onlar dünyanın süsleriydi. Bu düşüncelerle kurduğu vakfın senedine şunları yazdırdı: “Bağcılıktan iyi anlayan bir bahçıvan bulunacak. Bahçelerin bakım ve korunmasına mükemmelen yapacak; ücreti de bahçenin bakım masrafları istavroz köyün’deki iki evin kirasıyla meyve ve çiçeklerden elde edilen gelirden karşılanacak. Ve… Cafer Çelebi Efendi vakfı 1569 yılında İstanbul’da kurulmuş: bağlara, bahçelere; ağaçlara ve çiçeklere yani çevreye hizmet eden ve bu güzel hizmeti diğer insanlara da hatırlatan bir vakıf olarak unutulmamış, adını günümüze kadar taşıyabilmiştir.

26.11.2021

haber1364


Anasayfa

Haberlere Geri Dön