Halk İçin Hamam ve Çamaşırhane Yaptıran Vakıf.

İbrahim Efendi’nin oğlu Seyyid Ahmet diye bilinirdi. Bir gün hurma bahçesine gidiyordu. Medine sokakları o saatte tenha idi. Bir adamın yolda küçük bir çocukla konuşmasına şahit oldu. Diyordu ki adam:

-Senin üstün başın niye bu kadar kirli? Annen seninle ilgilenmiyor mu hiç?

Çocuk utancından boynunu bükmüştü. Yenleri kir içindeki gömleğinin kollarını saklamak ister gibi ellerini arkasına götürmüştü. Adam çocuğu ikaz etmiş, kendince tembihini yapmıştı ama, bu onu korkutup sindirmekten öteye gitmemişti. Onun hemen ardından çocuğun yanına yaklaştı İbrahim Efendi. Gözlerinden inci taneleri gibi damlayan yaşları silmeye çalışıyordu. Belli ki çok üzülmüştü. Saçlarını okşadı. Merhamet dolu bir sesle sordu:

-Adın ne senin yavrucuğum?

-Ahmet.

-Aaa benim adımda Ahmet. Sen ne kadar güzelsin? Çok da akıllı bir çocuğa benziyorsun.

Çocuk, az öncekinin aksine kendisine iltifat eden biriyle karşılaşınca gözlerini Ahmet Efendinin gözlerine dikti:

-Sahiden öyle miyim amca?

-Öylesin ya… Sizin eviniz nerde? Baban ne iş yapar?

Çocuğun dudakları titredi. Babasının hayatta olmadığını, annesinin de hasta olduğunu söyledi. Tarifine göre, ev de şehrin kenarında bir yerdeydi. Ahmet Efendi, çok üzüldü. Çocuğu alıp kendi evine götürdü. Hanımına durumu anlattı. Çocuğu ve üstünü başını yıkayıp, karnını doyurdular. Eşi, yetim çocukla ilgilenirken, Ahmet Efendi de o anda şehirdeki diğer bakıma muhtaç kimseleri düşünüyordu. Bunun önemli bir ihtiyaç olduğuna karar verdi ve hemen harekete geçti. Elindeki imkanlarla kuyular, musluklu çeşmeler ve içinde çamaşırhane de bulunan bir hamam yaptırdı. Buraya ihtiyaç duyan tüm insanlar hem çamaşırlarını yıkayacak hem de kişisel temizliklerini, banyolarını yapabileceklerdi. 1713 yılında bu müştemilatı halkın kullanımına ebediyyen vakfetti.

12.10.2021

haber1320


Anasayfa

Haberlere Geri Dön