Sıcakta Sebillere Kar Koyan Vakıf.

Üçü de lise öğrencisiydi. Öğretmenleri ödev vermişti. Güneşin en tepede olduğu saatte kütüphane meydanında buluşacaklardı. Biraz erken gelen Ahmet, cebindeki harçlığını kontrol etti. Parasını düşürdüğünü anladı. Aradı taradı bulamadı. “ Bak sen şu işe yaa” , dedi boş bir gazoz kapağını tekmeleyerek… Nasıl da terlemişti… Bir şişe su alacak parası yoktu… Diğerleri de geldi az sonra. Onlar da terlemişti sıcaktan. Yandaki büfeden birer şişe buz gibi su alırken Ahmet’e sormayı unuttular… O da utancından isteyemedi. İki arkadaş kana kana sularını içerken Ahmet yutkundu. Sonra birlikte kütüphaneye girdiler… Vakıflar Haftası dolayısıyla tarihi vakıflar hakkında bilgi toplayacaklardı. Bir tanesi vakıf kurucusunun ismine takılmıştı:

-İsme bakın! Amma da uzun…

-Nasıl?

“Ali Ağa bin Hüseyin bin Mahmud Ağa bin Hüseyin Ağa bin Mahmud Ağa…”

-Bu uzun isimli adam ne vakfı kurmuş acaba?

Çocuklardan biri anlamını bilmediği kelimelere göz gezdirirken mırıldandı:

-Sebil mebil, kar, su falan diyor ama…

Ahmet kulak kabarttı… Sayfayı aldı. Doğruca kütüphane uzmanına gidip sordu.

Uzman, metne şöyle bir göz gezdirip açıkladı:

-Bu uzun isimli şahıs Aydın’ın Atça beldesinde Hicri 1277 (Miladi 1860) senesinde bir vakıf kurmuş.

Bu vakıf yaz günlerinde her gün bir katır yükü kar satın alıp kasaba camisinin sebilhanesine döktürüyormuş. Yani halk buz gibi soğuk su içsin diye.

Bu sebilhaneyi de, vakti zamanında Ali Ağa’nın dedesi yaptırmış. Ahmet, aldığı bilgiyle masasına dönerken, “Keşke o zamanda yaşasaymışım” diye düşündü…

10.09.2021

haber1290


Anasayfa

Haberlere Geri Dön