Fabrika Kuran Vakıf.

3.Mustafa Han, tabiri caizse Osmanlı’nın en talihsiz hükümdarlarından biriydi. Ruslara karşı yaşanan ilk ağır mağlubiyet ve İstanbul’un tarihte gördüğü en büyük zelzelelerden biri bu Padişah zamanına rast gelmişti. Bu sebeple yaptığı hayırlı işler unutulmuş, adı hep felaketlerle anılır olmuştu.

Koca Padişah, Rusları’ın Eflak’ı işgal edip Dobruca üzerinden geçmelerine üzüntüsünden felç olmuş, yatağında kıpırdayamaz halde yatıyordu. Lalası başucundaydı;

-Nice hayırlı hizmetler yaptınız. Onları düşünerek ferahlayamaz mısınız? Dedi.

-Ne yaptım ki lala?

-Ne mi yaptınız, Padişahım… Eğrikapı’da kaymak, yoğurt, süt imalathaneleri, mumhane, kükürthane, çinihane, fırın ve beş adet şişehane kurdunuz. Bunlarla yetinmediniz, çatma yastık imalethaneleri, saçmahaneler kurarak üretimi geliştirdiniz; insanlara iş sahası açtınız. Ayrıca İstanbul ve Sakız Ada’sında iki soğuk, iki sıcak mengenehane (kumaşların işlendiği tesis) inşa ederek sanayimize hizmet ettiniz…

-Ah ömrüm yetseydi de bir de, Sakarya’nın suyunu Sapanca gölünden İstanbul’a getirebilseydim…

-Çark deresi kazılıyor, o başlanmış iştir… Fakat bitmişler arasında dillere destan Laleli camii var… Dünya durdukça şanınızı yaşatacaktır…

Sultanın gözleri aralandı, zor duyulacak şekilde sordu:

-Şuanda şöhrette gözüm yok lala. İnşallah bunlar Allah katında makbuldür değil mi?

-Belli Sultanım, dedi lala. Sonra da, çok önem verdiğini bildiği için, hemen yanı başındaki vakıf senedini açtı ve:

-“… Laleli, Sultan 3. Mustafa Han vakfı, İstanbul 1187…” şeklinde başlayan ve sayfalarca süren vakıf hizmetlerini madde madde okuyup bitirdi. Lala okuyor, Sulta Mustafa ise “ Affet Allahım! Hata, kusur olarak, bilip bilmeden yaptıklarımı…” diye dua ediyordu.

16.08.2021

haber1272


Anasayfa

Haberlere Geri Dön