Şehir Estetiğini Koruyan Vakıf.

Beledlye reisi meclis üyeleriyle toplantıdaydı. Üyeler söz alıp görüşlerini dile getiriyordu. Bir muhalif üye söz almıştı:

-İstanbul’da neredeyse her yerde bir alışveriş merkezi var. Bir bizim semtte AVM yok.

Söz diğer bir üyedeydi:

-Arkadaşa katılıyorum. Bizim semte de modern binalar yapılmalı. İşyerleri açılmalı. Bu konuda gerekirse büyük kuruluşların patronlarıyla görüşülmeli. Tamam etraf park, bahçe, çiçek böcek… Ama…

Belediye başkanı muhalif üyeye dönerek:

-Size katılmayacağım için üzgünüm arkadaşlar. İçinizde Mehmed Hayri Paşa hakkında bilgisi olan var mı?

Bir sessizlik oldu… Başkan ipucu verir gibi bir iki cümle daha söyledi:

-Selanikli… Cumhuriyetin ilk yıllarında Selanik Başkonsolosuymuş.

Muhalif üye reisi ikaz etti:

-Bizi imtihan etme başkan… Ne demek istiyorsun, onu söyle!

-Peki, dedi başkan…

Ve şehirdeki yeşil alanları saydı bir bir…

-Hepinizin gözü şehre güzellik ve estetik katan, nefes aldıran alanlarda; park ve bahçelerde… Birkaç tanesini kaldırıp yerine AVM dikelim istiyorsunuz. Ama sizin adınıza üzülerek söyleyeyim ki bu yerlerin hepsi vakıf arazisi… Bir kazma bile vuramazsınız.

-Nee? Vakıf mı? Kimin, hangi vakfın?

-İşte az önce ismini hiçbirinizin bilmediği Mehmed Hayri Paşa’nın kurduğu ve bu şehrin estetiğini koruyan vakıf…

Bu zengin Osmanlı diplomatı ne yapmış biliyor musunuz? İstanbul’da Hicri 1321 (Miladi 1903) yılında kendisine ait arazileri ve binaları, tarihi camilerin manzaralarının kesilmemesi, şehre güzellik katması ve hemşehrilerine hizmet sunması için vakfetmiş. Halk, günün yorgunluğunu, sıkıntısını, hafta sonları da dinlenme arzularını giderebilsin diye: temiz hava alabilecekleri, stresten ve koşuşturmadan uzak kalabilecekleri bir yere kavuşsunlar diye… Aynı zamanda şehir nefes alabilsin diye… İşte bu araziler onun bu amaçla bu şehre vakfettiği araziler olduğu için, bugün hoşunuza gitse de gitmese de buralara asla başka bir şey yapamazsınız…

10.08.2021

haber1267


Anasayfa

Haberlere Geri Dön