Kurucusu Kayserili Olup Erzurum’u Çeşmelerle Donatan Vakıf.

Yaklaşık üç asır önceydi... O gün, Erzurum için hayırlı bir gelişmenin başlangıcıydı.

Ağa tavırlı bir adam iki gözü iki çeşme ortalıkta dolanıyordu... Tanıyanlar:

-Mahmud Ağa hayırdır. Bir sıkıntı mı vardır?

-Yoktur be dadaşım yoktur. Ben mahvolmuşum! Hepsi bu kadar...

Gerçekten garip bir durumdu. “Mahmud Ağa” denilen, aslen kayserili bu şahsın Erzurum’daki serveti, saymakla bitmeyecek kadar çoktu. Büyük bir arazi, 74 dükkanlı iki bina, 45 odalı iki han, bunlara ilaveten köşkler, bahçeler, başka gayrimenkuller... Bir şeyden etkilendiği belliydi

-Aha şu kitapta yazıyor. Mazallah galiba hesabım çetin olacak...

Herkes bir şeyler söylüyor, yüreğine su serpmek istiyorken, Mahmut Ağa’nın yüzündeki ifade değişmiş: gözlerini, önemli bir karar arafesindeki insanlar gibi bir noktaya sabitlenmişti.

Kısa bir süre sonra Erzurumlular, Kayserili Mahmud Ağa’nın vakfını konuşmaya başladılar. Ağa, tüm mal varlığını akar yaptığı bir vakıf kurmuştu. Vakıf, Erzurum’a iki cami yaptırdı. Her köşeyi çeşmelerle donattı. Vakıf gelirleriyle, bir belediye gibi şehirde öyle bir altyapı çalışması başlatıldı ki Erzurum’un bütün mahallelerine, köylerine sokak sokak su kanalları yaptırıldı. Hatta mescid, köy meydanı ve halka açık tuvaletlere dahi nasıl ve ne kadar su ulaştırılacağı hesaplandı. Mahmud Ağa rahatlamıştı. Hep şunu söylerdi: “Rahatlamak için rahatlatmak gerek...”

03.07.2021

haber1233


Anasayfa

Haberlere Geri Dön