Afet Sonrası Onarım ve Bakım Yapan Vakıf.

Kadife kesesindeki dirhemleri çıkarıp saymaya başladı tek tek:

“... Dört yüz doksan sekiz... dört yüz doksan dokuz... beş yüz...”

Gözlerinden dökülen iki damla yaş beyaz sakalına süzülürken, sesi titriyordu Şemsüddin Hacı Ahmet Efendinin. Kahvesini getiren hanımı dayanamayıp sordu:

-Gözümün nuru efendim, bu halinin sebebi ne ola ki?

-Son zelzeleye çok üzüldüm hanım, diye cevap verdi Ahmet Efendi; ve bende şöyle bir endişe uyandı: Ya tekrar böyle bir afet vuku bulur da, herkes kendi evini barkını onaracak halde olursa... işte o vakit mekteplerin, mescidlerin tamirine hemen sıra gelmeyecek ve talebeler uzun üre tahsilden mahrum kalacak!...

Bilindiği gibi, eskiden camiler tek başına yapıldıkları gibi, çevrelerinde mektepler, aşevleri, hamam gibi binalarla birlikte külliye şeklinde de inşa edilirlerdi. Bunlar vakıf gelirleriyle yaşatılırdı.

-Niyetin nedir mübarek efendim?

-Ola ki, muhitimizde bulunan mescide, okula ve diğer binalara yangın, deprem vs. gibi sebeplerle bir zarar gelirse... Hiç vakit kaybetmeden tamirine başlaması için bir vakıf kurmak arzu ederim. Sen de buna rıza gösterir misin?

Hanımı tebessümle boyun bükerek:

-Allah niyetini halis eylesin, dedi

Bunun üzerine İstanbul’da, Haşşab Hacı İskenderzade lakabıyla bilinen Ahmet Efendi tarafından, 500 dirhem ayrılarak kurulan vakfın hizmeti şöyle tespit edildi:

“... Herhangi bir deprem ve yangın durumunda vakıf için ayırdığım gümüş parayla bu vakfiyede yazılı mescidin ve mektebin ve diğer mekanların tamiri özenle yapılsın, asırlar geçse de bu böyle devam etsin...”

Bu vakıf sebebiyledir ki bugün İstanbul’un Kasımpaşa semtindeki mahalleye de Hacı Ahmet ismi verilmiş: aynı adla anılan cami ve mektep de bu vakıf sayesinde bugünlere kadar gelmiştir.

16.04.2021

haber1159


Anasayfa

Haberlere Geri Dön