Güzel Yazı Öğreten Vakıf.

Daha ilk derste, bilgiyle beraber güzel yazıya da ne kadar önem verdiğini anlattı.

Notunun önemli bir kısmının bundan olacağını ihtar etti.

Her dersin bir kısmını yazı talimine ayırıyordu.

Neticede öğrenciler, biraz zorlanarak, biraz canları sıkılarak da olsa, fazla not alabilmek için eciş bücüş yazılara elveda demek zorunda kaldırılar.

Bir, iki, üç ders... derken sonuna doğru her bir öğrencinin yazısı hatırı sayılır derecede düzelmişti.

Mükemmel bir şekilde el yazısı yazar hale geldiklerinde kendileri de şaşırmışlardı başarıya...

Bu iyiliği için teşekkür etmeye gittiklerinde, öğretmenleri onlara şunları anlattı:

-Bakın çocuklar. Güzel yazı yazma bizde tarihi bir gelenektir. Bu yüzden dünyanın en büyük hattatları bizden çıkmıştır.

Bu iş için vakıflar bile kurulmuştur. Mesela İstanbul'daki Mustafa Efendi Vakfı böyle bir vakıftır.

Bu muhterem insan, vakfiyesinde ne demiştir biliyor musunuz?

"Söz konusu hattat muallimler tarafından talebelere asgari haftada iki gün güzel yazı (hüsn-ü hat) dersi verilecek; hocalarına günlük on akçe ödenecek."

Sonra öğretmen, öğrencilerine hat sanatımızın ulaştığı zirveyi, ünlü hattatlarımızı, vs. anlatıp sözü bir "darp-ı mesel" ile bağladı:

-İşte bu yüzden "Kuran Mekke'de indi. Kahire'de okundu. İstanbul'da yazıldı" sözü meşhur olmuştur.

Şimdi anlamışlardı meselenin arka planını. Daha bir mutlu ayrılmışlardı öğretmenlerinin yanından...

Mustafa Efendi İbni Feyzullah Efendi künyesiyle 1740 yılında İstanbul'da kurulan vakfın kurucularını rahmet ve minnetle anıyoruz...

27.02.2021

haber1102


Anasayfa

Haberlere Geri Dön