Güvercinhane yaptıran duygusal bir medeniyet

Bursa'yı gezmeye gelmişlerdi.

Japonların fotoğraf merakı meşhurdur; ne görürlerse çekiyorlardı.

Eski bir sokağa girmişlerdi. Duvarlarında minik kafesleri olan tarihi binaları gördüler.

Ne olduğunu pek anlayamadılar. Kendilerini gezdiren rehberden yardım istediler.

Rehber kendini iyi yetiştirmiş, tarihimizin detaylarına vakıf bir kimseydi.

Gülerek anlattı:

-Bunlar güvercinler, kuşlar için yapılmış minik köşklerdir.

Bu mahallede hemen her hanede bulunur.

Atalarımızın güzel bir geleneğidir.

Hele İstanbul'dakiler mimari şaheserlerdir.

Camilerde de bulunur. Bunlara güvercinhane denir.

Sırf bu işler için vakıflar bile kurulmuştur.

Japon turistler şaşırmış, büyülenmişlerdi; ama hala tam olarak anlayabilmiş değillerdi; kuş köşkü, vakıf vs. ne demekti?

Rehber ayrıntılarına kadar anlattı ve müşahas bir örnekle noktayı koydu.

-Burada, yaklaşık üç asır önce Mehmed bey isminde biri yaşamış. Osmanlı zamanında.

-Candarlızade'ymiş lakabı.

Bu insan bir vakıf kurmuş...

-Kuş vakfı mı?

-Evet. Bir çiftliğin içerisinde bir konak yaptırıyor. Derken bir ayrıntıyı düşünüyor.

Ve güvercinlerin, kuşların barınabileceği bir barınak da kurduruyor.

H. 1119 - M. 1707 tarihinde. Ve vakfa bağışladığı gelileriyle vakfın diğer hizmetlerinin yanısıra bu güvercinhanelerin bakımının yapılmasını da şart koşuyor...

Bizim tarihimizde hayvanlar için kurulmuş böyle sayısız vakıf var...

Japonlar bir taraftan habire deklanşöre basıyor, diğer taraftan hayranlıklarını dillendiriyorlardı:

-Ne kadar orjinal, ne kadar bir duygusal bir medeniyetiniz var...

İyi ki buraya gelmişiz... Dönünce herkese anlatacağız...

21.12.2020

haber1046


Anasayfa

Haberlere Geri Dön