İsrafı önleyen bir medeniyet.

Kara kış İstanbul'un üstüne çökmüştü. Rüzgar uğulduyordu.

Her gün aynı vakitlerde işitilen o ahenkli ses yine duyulmaya başladı: Taamdan arta kalanı almaya geldim!

Burnu cama dayalı küçük çocuk birden heyecanlanarak sofrayı topramakta olan annesine seslendi:

-Anne, anne kuşçu amca geldi, çabuk.

Annesi yemek ve ekmek artıklarını bir kapta toplamıştı bile. Kapıya çıkarması için çocuğun eline tutuşturdu.

-Yarın ben de o amcayla gitmek istiyorum anne. Ben de kuşlara bakmak istiyorum.

-A benim merhametli oğlum, diye saçlarını okşadı annesi.

Fakat bu yiyecekler, yaban hayvanlarının bulabileceği uzak yerlere bırakılıyor.

-Kim bu kuşçu amca?

-Padişahımız'ın kurduğu vakfın bir çalışanı. Bu amca sofralardan artan yiyecekleri düzenli olarak topluyor, vahşi hayvanların olduğu yerlere götürüp bırakıyor.

Özellikle karda kışta yiyecek bulmakta zorluk çeken zavallı hayvancıklar da karınlarını doyuruyor.

Böylelikle yemekler çöpe gitmiyor. İsraf önlenmiş oluyor.

İnce düşünülmüş bu vakıf: hem Osmanlı vakıf medeniyetinin önemli bir örneği, hem de atalarımızın diğer canlılara karşı duydukları merhametin bir göstergesidir.

Hicri 1021, Miladi 1613 senesinde Sultan 3. Mehmedoğlu Nam padişah tarafından İstanbul'da Sultan 1. Ahmed Han Vakfı adıyla kuruldu.

14.12.2020

HABER1038

 


Anasayfa

Haberlere Geri Dön